İnfertilite, çiftlerin bir yıl süresince çocuk istemeleri ve korunma yönÂtemi kullanmadan düzenli cinsel iliÅŸkide bulunmalarına raÄŸmen gebeliÄŸin gerçekleÅŸmemesi olarak tanımlanmaktadır. Üreme çağındaki kadınlarda sigara içme sıklığının %25 olduÄŸu kabul edilmektedir. Literatürde, üreme çağındaki kadınlarda günlük içilen sigaÂra miktarının ve sigara içme süresinin doÄŸurganlığı ve üreme yeteneÄŸini doÄŸrudan etkileyebildiÄŸi vurgulanmaktadır. Sigara içen kadınlarda inferÂtilite görülme oranı, içmeyenlere oranla on kat daha fazladır. Kadınların %13’ünde infertiliteye sigara içiminin neden olduÄŸu belirtilmektedir.
Sigara içen ve içmeyen kadınların karşılaştırıldığı çalışmalarda; sigara içen kadınlarda infertilite görülme oranının yüksek, doğurganlığın düşük ve gebe kalma süresinin daha uzun olduğu belirlenmiştir. Özellikle günde 20 adetten fazla sigara içen kadınlarda yukarıda sayılan sorunlar daha fazla oranda görülebilmektedir.
Yapılan bir çalışmada, aktif olarak sigara içen kadınların bir günde içÂtikleri sigara sayısına baÄŸlı olarak gebe kalmada sorun yaÅŸamadıkları ve sigara içmeyen kadınlarla karşılaÅŸtırıldığında bu kadınların en az 3-12 ay daha geç bir sürede gebe kaldıkları belirlenmiÅŸtir. Bunun yanında, kadının eÅŸinin sigara içmesi nedeniyle pasif sigara dumanına maruz kalması da kadınların üreme fonksiyonlarını olumsuz olarak etkilemektedir.
Sigara içen kadınlarda yumurtalıklarından salgılanan estrojen hormonu düzeyindeki azalma, yumurtalıkların fonksiyonlarında azalmaya neden olÂmakta ve yumurtalıklarda folikül hücrelerinin geliÅŸmesini saÄŸlayan hormon (FSH) düzeyini yükseltmektedir. Yumurta hücresinin geliÅŸmesini saÄŸlayan hormon düzeyleri (FSH) sigara içen kadınlarda, içmeyenlere göre önemli oranda yüksektir. Yapılan bir çalışmada, yumurta hücresinin geliÅŸmesini saÄŸlayan hormon (FSH) seviyesinin aktif olarak sigara içenlerde içmeyenÂlere göre %66; pasif olarak sigara dumanına maruz kalanlarda ise %39 oranında daha yüksek olduÄŸu belirtilmektedir.
Kadının sigara içmesi ya da sigara dumanına maruz kalmasının üreme fonksiyonlarına etkisi şunlardır;
1. Gebe kalma süresinin uzaması (ortalama 3 -12 ay),
2. Primer ya da sekonder infertilite,
3. Menapoza daha erken yaşta girilmesi (ortalama iki yıl önce),
4. Kendiliğinden düşük yapma riskinin artması (spontan abortus),
5. Erken doÄŸum eylemi,
6. Düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riski (bebeğin doğum ağırlığı ortalama 150-300 gr daha az),
7. Yumurtalıklardaki foliküllerde tükenme (gebe kalmada sorun yaÅŸaÂma/erken menapoza girme)
8. Adet bozuklukları ve iki adet arası sürenin kısalması,
9. Mesane ve rahim aÄŸzı kanseri gibi risk faktörlerine neden olabilmekÂtedir.